0%

http://sebatvakfi.com/wp-content/uploads/2022/03/services-head-1-1.png

Bilen Değil, Anlayan Söyler

 

Bilen Değil, Anlayan Söyler

 

İnsan kendi kendine konuşup durduğunu kayda alacak olsa koskoca bir “Hiç” çıkar. Çok kelime mananın israfı mıdır, bazen konuşacağının çoğundan vazgeçiverir dil. Bir hayli düşünce esasen kelimeye dökülmekten çok sahibini anlamaya çağırır. Susmayı bilen o nedenle seçer konuşur.

Bizler edebiyatta neyi özümüze yakın bulup, kimi dinlediysek bu hep derdini demleyen insanlar tarafından armağan olmuştur. Tasavvufta da böyledir. Aklın kalbe sorduğu ve cevap gelmesi için zamana bıraktığı haller ince ve manevidir.

 

Şiirin semavi metin olarak kabul edilir oluşu öze yaklaşmasındandır muhakkak!  Düşünen, zihninin alışverişinden dolayı çok kelime söylemeye soluk bulamaz. O sancının doğurduğu kelimelerin de cansız olmadığını hissiyatından fark ederiz.

 

İbrahim Hakkı Hz. “ Vasfedemem gönül seni ” beytinin her dizesinde dilin kemale erişini damla damla döker mana okyanusuna.

“Bilmedi kimse cevherin, aleme doldu Kevser’in
Zevk-i cihan seninledir, vasfedemem gönül seni”

 

Anlamak söylemenin önünde, his düşüncenin, anlam kelimenin…

 

Dili bu denli gönülle beslemiş, zahmetini göğüsleyip çilesini çekmiş nice ozanlar, şairler, dervişler an olup söylemeye karar verdiği kelimelerle hazineyi tanıyan gönül hanesine ilahiler icra etmişlerdir.

 

“Vasf-i lisan seninledir, vasfedemem gönül seni
Nutku beyan seninledir, vasfedemem gönül seni”

 

Hazretin direkt kalp evinden sesi ağzımızın uğultularına benzer mi?

Pencereden veya balkondan duyulanın, derinden yani mahzenden duyulanla elbet farklı bir hissiyatı olacaktır.

Kişinin kendiyle baş başa kalması nefsi muhasebeye de işaret eder ki, en etkili sözler ilk evvela kendine söylediği sözlerdir insanın.

Kelimenin bereketine ve hikmetine inananlar bilir; söz nasibinde varsa öze ulaşacaktır.

Az konuşmanın ve susmanın marifeti ancak aklı başında kelimelerle kıymetleneceği için yazmak bu hizadan bakıldığında irşad edicidir.

Yazmak mananın iç çekişi ve belli bir vakitten sonra sözün hakikati bulması, insanoğlunun muhtaç olduğu dilde vuslata ulaşmasıdır.

“Ervahı ezelden levhi kalemden,”  bahis açan Sümmani de  “ Bilmem beni ne civara yazmışlar?” diye serzenişte bulunurken,  yeryüzünde yönünü, diyarını ve muhabbetini arayan sadece kelimeler midir?

Sevda KIDEYŞ

Yorum Yap

Aramanızı yukarıya yazmaya başlayın ve aramak için geri dön tuşuna basın.