20/08/2022
0 Comments
[:tr]
Kaçış
Yıllar geçiyor boz bulanık suların üstünden,
Aynalar pas tutuyor üçer beşer demeden.
Kimi tren garında vedalaşıyor sevdiğiyle,
Kimi köhnemiş hastane odalarında;
Çoğu zaman -elveda- bile diyemeden.
Ah bu vedalar,
Fatih’in kılıcından daha keskin.
Takvimden sayfalar dökülüyor,
Sonbaharın sararan yaprakları gibi.
Güneş ufukları, ay geceyi, çocuklar tepeyi,
Terk ediyor, savaşçılar Ayneyn’i,
Bir annenin gözyaşı saklı, yağmurun bakışında.
Ah bu vedalar,
Fatih’in kılıcından daha keskin.
Asırlardır çığ gibi büyüyen aşk,
Annesini huzursuz eden yeni doğanı andırıyor.
Göç ediyorum bu şehirden ve devirden,
Elimde, üzerini ağların bellediği eski bir bavul.
Doldurdum yaşanmışlıkları, sevdaları,
Anlayacağın içinde ben; içimde sen.
Ah bu vedalar,
Fatih’in kılıcından daha keskin.
Senanur KOSİF
[:]