0%

http://sebatvakfi.com/wp-content/uploads/2022/03/services-head-1-1.png

İbadete Kapatılan Cami

[:tr]

Sıcacık odamda dışarıda yağan yağmuru izlerken çocukluğum aklıma geldi. Çocukluğumuzda camilere gider arkadaşlar ile beraber tekme, tokat kavga ederdik.  Özellikle Ramazan geceleri yok mu?  Bizi bizden alır götürürdü.  Namaz için teraviye giderdik. Bir o yana, bir bu yana koşar dururduk. Kavga ederdik. Birbirimize vurur kaçardık. Keşke öylede kalsaydık. Birbirimize yaptıklarımız çocukken yaptıklarımız gibi oyundan olsaydı. Sahi biz ne ara bu kadar birbirimize düşman olabildik. Çocukken 1 den 3 e kadar sayarken 2,50 u araya sıkıştıran merhametli çocuklardık biz. Kendimize nasıl tekrar bir araya geleceğiz diye soru sorsak, sanırım cevap başladığımız yerde. ”CAMİ” de olacaktır.

Cami benim ruhumun derinliklerinde çok büyük bir mana teşkil eder. Namaz kıldığımda arındığımı ve sonsuz bir huzur hissiyatı verir bana. Çocukluğumun kahramanı şimdinin aşkıdır “Cami” diye iç geçirirken abimin sesi daldığım hayallerden çekip sıyırdı beni.

-Yolculuk vakti geldi. Köyümüze, Erzurum’a gideceğiz. Kalk sende hazırlan artık. Dedi.

Ailecek hazırlandık. Babam Bismillah dedi marşa bastı. Artık uzunca bir yol bizi bekliyordu. Yeni aldığımız Renault markalı aracımız ile birlikte engin dağları, uçsuz bucaksız vadileri aşarken, ikindi vaktinin girdiğini fark ettik. Namaz için cami bulmalıydık derken otoyolun kenarında ufak minareli kocaman bir cami gördük. Babam hemen arabayı caminin yanına doğru sürdü ve boş bir yere park etti. Kardeşim ve ben abdest almak için yönelirken caminin önündeki insanlara selam vererek abdest alma yerini sorduk. Gösterdiler. Abdestlerimizi aldık ve namaz için camiye yöneldiğimizde hayatımızın şokunu yaşayacağımızı hiç aklımızın ucundan geçirmezdik.  Gördüklerimize inanamadık. ”Cami” kapalı idi. Benim sevdam, Allah’a(c.c)  yaklaştığım secde ettiğim, tüm benliğimle ona yöneldiğim mescit kapalı idi. Bir hışımla Camiye bitişik 2 katlı ahşap bir kapısı olan, pembe boyanmış lojman dikkatimi çekti. İmamın evi burası olmalı diyerek doğruca sinirli bir vaziyette evinin kapısını çaldım. Açan olmadı. Bir dağa,  bir dağa derken en sonunda caminin imamı kapısını açtı.

Ben

Kızgın bir ses tonu ile

–  Selamünaleyküm hocam dedim.

Cami imamı;

Gayet sakin ve babacan bir tavır ile

– Aleykümselam kardeşim diyerek cevap verdi.

Ben

– Hocam, söyler misiniz Allah(c.c) aşkına cami neden kapalı?

Allah’ın(c.c)  evi hiç kapalı olur mu hocam, nerde görülmüş diyerek hocaya çıkıştım.

Hoca manalı ve acı bir tebessüm ile

-Kardeş; geçen hafta camimizden televizyonu ve halıları çaldılar. Bütün civardaki camileri soymuşlar. Bizde önlem alalım dedik ve sadece namaz vakitleri açıyoruz camiyi. Hakkınızı helal edin. Yoksa hiç kapanır mı Allah’ın(c.c)  evi. Dedi.

Hocadan bu kelimeleri duyunca az önceki ki sinirli ve öfkeli halim yerini büyük bir şaşkınlığa ve üzüntüye bırakmıştı. Allah’ın(c.c) evini nasıl soyarlar, insanın gönlü taşlaşıp iman pınarları akmaz olunca, soyulan “CAMİ” olmuş olmamış ne fark eder ki, diye iç geçirerek geldiğim yere doğru yavaş ve düşünceli adımlar ile yürümeye başladım. Anladım ki insan sağında ve solundaki güvenlik kameralarını fark ettiğinde  “İbadete Kapalı Cami” olmayacaktır…

 

Vedat ACAR

[:]

Yorum Yap

Aramanızı yukarıya yazmaya başlayın ve aramak için geri dön tuşuna basın.